SÖĞÜT VE ÇEVRESiNDE YUNAN MEZALİMİ
İzmir’e ayak bastıkları ilk gLin, yirmisi subay olmak üzere şehrin ileri gelen bazı kişilerini şehit eden Yunanlılar, hemen sonraki günlerde de bu cinayetlerini devam ettirerek pek çok masum kişiyi öldürdüler. Türk evlerine hücum ile ırz, mal, gasp ve tecavüzlerine kalkıştılar. 11 Eylül 1919’da İzmir’de yangın çıkardılar. Daha sonra aynı zulümleri, işgal ettikleri diğer yerlerde devam ettirdiler. Yunanlılar ikinci işgalleri ( 24 Mart — 1 Nisan 1921 ) esnasında özellikle İİ. Inönü yenilgisinden sonra geri çekilirken Söğüt’ün merkezinde ve köylerinde çok insanlık dışı davranışlarda bulunmuşlardır. Söğüt halkının ileri gelenlerince hazırlanan 10 Nisan 1921 tarihli raporda, bu Yunan mezalimi özetle şöyle belirtilmektedir.
1. Paşaağaların Dursun Hanım ile Cami-i Kebir Mahallesi’nden Tahsildar Mehmet Efendi’nin validesi Hatice Hanım süngülemek suretiyle
öldürülmüşlerdir. Dursun Hanım’ın feryadına karşı kahkahalarla gülerek eğlenmişlerdir. Yine Cami-i Kebir Mahallesi’nden Hacı
Efendi’nin onüç yaşındaki kızının bakirini izale (tecavüz) ederek beraberlerinde götürmüşlerdir. Aynı mahalleden Şaheste Hanım ile
Çimenlik Mahallesi’nden Emirlerin İbrahim’i birçok işkenceyle feci şekilde öldürerek, her ikisininde evlerini yakmışlardır.
2. Çimenlik Mahallesi’nden Kasap Hacı Emin, Hıfzıhüseyin Mahallesi’nden eski Tahrirat Katibi Mustafa Efendi, Cami-i Kebir Mahallesi’nden de Kızıloğlu Rüştü düşman tarafından alınıp götürüldüğü tesbit edilemediğinden, yaşayıp yaşamadıkları bilinmemektedir. Aşcı Ahmet Çavuş, dövülmek suretiyle öldürülmüş ve cesedi yakılmıştır.
3. Sekizyüz kadar Müslüman evi yakılmış ve eşyaları da yağma edilmiştir.
4. Üç Camii, üç Mescit, iki Medrese,Bir Dergah-ı şerifle birlikte içerisine
40 erkek ile 60 kadın doldurmak suretiyle Cami-i Kebir (Büyük Cami) yakılmıştır. Caminin taştan yapılmış olması sebebiyle mazlumlar
büyük bir faciadan hayatlarını kurtarmışlardır. Mebus Halil Efendi’nin babası İbrahim Efendi feci şekilde dövülerek parası alınmıştır.
5. Ertuğrul Gazi Hazretleri’nin türbesi üzerindeki sanduka kırılmak suretiyle kaldırılmış ve mübarek mezarı kazılmıştır. Ayrıca, üzerinde asılı lamba kırılmış, bu billur parçalarından haç işareti yapılmıştır. Bu arada Kur’an-ı Kerim’ler yırtılarak ayaklar altında çiğnenmiş, özetle türbenin içerisine çeşitli pislik dökülmüş ve bu vahşeti yazmak kalemin gücü yetmeyeceğinden gözle görülerek alamamak ve Yunan vahşetine karşı lanetler yağdırmamak kabil değildir.
6. Türbenin etrafında bulunan binaların hepsi yakılmıştır. Bu arada Ertuğrul Gazi Hazretleri’nin zevc-i muhteremlerinin (saygıdeğer
eşlerinin) kabri üzerindeki demir parmaklık tahrip edilerek kabri kazılmış ve birçok yerlerine haç işareti dikilmiştir. Ayrıca Osman Gazi
Hazretleri’nin vefat ettiği mahalli gösterir abide yıkılmış ve etrafında kalemin yazamayacağı çeşitli pislikler dökülmüştür. Türbede bir
Müslüman kadının ırzına geçilmiş ve memeleri kesilmek suretiyle orada öldürülmüştür.
7. Söğüt’ün merkezinde 350’yi aşkın han, dükkan ve fırın eşyaları ile birlikte yakılmıştır. Bu arada kutsal yapılar, (Müslümanların sığınakları olan evler) da eşyalarıyla beraber yakıldığı gibi tahliye sırasında kaçamayan mazlum Müslümanların bir kısmı öldürülmekle, genç kızların bikrini izale olunarak beraberlerinde götürmüşlerdir.
Kasabadaki Müslümanların hepsinin mal ve mülkü zaptedilmiş, kendileri de darp, hakaret ve çeşitli işkence edilmek suretiyle zulme uğramışlardır. Kura katibi Osman Efendi, Sabık Tahsildar Niyazi Efendi ile Hacı Sait Efendi’nin Mehmet Efendi gibi ileri gelenlerle eski muallimlerden Emin Turgut Efendi boğulma tehlikesi geçirmişlerdir. Evler Yunanlılar tarafından karpit dökmek suretiyle kasten yakılmıştır.
61’inci Tümen Komutanı Albay İzzettin Bey’in Garp Cephesi Komutanlığı’na gönderdiği 15 Nisan 1921 tarihli raporun da Yunan Mezalimi şu tüyler ürpertici cümlelerle dile getirmektedir.
Söğüt, Yeniköy, Sırhoca, Aşağıköy, Akçapınar, Karabayır köylerinde düşman yangınlar çıkartmış, Yerıiköy kamilen yakılmış, diğer köylerde pek az hane kalmıştır. Söğüt Ertuğrul Gazi Türbesi’nin şimdiki görüntüsü pek acı vericidir. Istilaya uğrayan köylerin harp bölgesi haricine çıkaramadıkları hemen bilumum hayvanatı, düşman tarafından sürülüp götürülmüş veya yedirilmiştir. Hububat ve yiyecekler de tamamen yağma edilmiştir. Camilerden aldıkları Kuran-ı Kerimleri yırtıp abdesthanelere atmış ve pisletmişlerdir. Yerli Rumlar’ın iştirakleriyle eşyalar yağma edilmiş paraları üzerlerinden alınmış, Söğüt’ten Şahine Kadın, Fabrikatör Sabri Efendi’nin büyük validesi Dursun, Tahsildar Mahmut Efendi’nin validesi Hatice Hanımlar birçok işkence ile şehit edilmişler ve üç kadını Söğüt Kasabası yangınında yakmışlardır. Hacı evlatlığı onüç yaşlarında ... .‘nın bikrini izale etmişler (kızlığının bozmuşlar) ve beraberlerinde götürmüşlerdir. Söğüt erkeklerinden Ahmet Çavuş, Emirlerin İbrahim darp tesiriyle (dövülerek) şehir düşmüşler, Sabık Tahrirat Katibi Mustafa, Kasap Hacı Emin ve Kızıloğlu Rüştü de düşman tarafından götürülmüşlerdir. Ertuğrul Gazi Türbesi’nde bir Müslüman kadını tecavüz edildikten sonra memeleri kesilerek şehit edilmiştir. Zeyve köyünden civar ormanlarında saklanan kadınları saklandıkları yerde yakalanarak kötü uygunsuz işler yapmışlar, Yeniköy ‘den hasta ve sakat olduklarından çıkamamış olan Şeyh Ahmet oğlu Ali Molla, Halil oğlu Ali Ağalarla ve Alilerin Mustafa validesi Fatma kadın gayet feci bir suretle şehit edilmişler ve naaşları köyde bulunmuştur. Söğüt’ün Buriçak (Borcak) köyünden Kargacıoğullarından Kamil para için revolver ile beyni parçalanarak şehit edilmiştir.
Yukarıda belirtilenlerden başka Söğüt köylerinde görülen Yunan zulmünden tespit edebildiklerimiz köyler şöyledir.
Borcak Köyü
Bu köy halkından kırkbeş yaşlarında Karaağaçoğullarından Süleyman oğlu oğlu Kamil parasına tamahen şehit edilmiştir. Fehimak Ali de sopa ile dövülerek işkenceye maruz kalmıştır.
Hayriye Köyü
Köy harp dahilinde kaldığı için bütün evler yıkılmıştır. Hayvanlar düşman gelmeden önce kaçırıldığı için Yunanlılar sadece dört hayvan alabilmişlerdir. Bununla beraber, caminin hah ve kilimleriyle, evlerde buldukları diğer eşyayı yağma etmişlerdir.
Savcıbey (Aktaş) Köyü
Köy düşman işgalinden önce boşaltıldığı için can ve mal kaybı olmamıştır. Bununla beraber köylünün bir hayli eşyası zarar görmüştür.
Kamuranteke (Doruk) Köyü
Köyde 25 ev Yunanlılar tarafından yakılmıştır. Bu arada eşya ve zahire de gasbetmişlerdir. Hayvan ve insan zayiatı yoktur.
1-lamitabat Köyü
Düşman işgalinden önce, hayvanlarını ve kıymetli eşyalarını Sakarya’nın öbür tarafına naklettiklerinden pek fazla zayiat olmamıştır. Köyde kalanlar Yunanlıların hakaret ve işkencelerine maruz kalmışlardır. Her gün köye gelen Yunan askerine tavuk ve yumurta vermek zorunda bırakılmış ve böylece evlerini yakılmaktan kurtarmışlardır. Bu arada daha fazla işkence görmemek için zaman zaman aralarında para toplayarak Yunan askerine vermek zorunda kalmışlardır.
Küre Köyü
Köy düşman kuvvetlerinin ayağı altında kalmıştır. Yunan askerleri köyün ileri gelenlerinden Muhtar Halil Ağa, Hatip Hüseyin Efendi,
Emekli Yüzbaşı Hüseyin Efendi, Hafız Ahmet Efendi adlarındaki kişilere tehdit ve hakaret etmek suretiyle para almışlardır. Nitekim 27
Mart 1921”e köye gelen Yunan askerleri köylüden 200 lira para istemişlerdir. Köylüler “bu köy fakir bir köydür.
Bu kadar para bulamayız deyince köy yanındaki iki evi kundaklamak kalkmışlar hatta ateşe vermişlerdir.” Köylü istedikleri parayı
vermek suretiyle kurtulmuştur. Bu arada köyden tavuk ve yumurta da almışlardır.
Sırhoca Köyü25 Mart 1921’de köye gelen Yunan askerleri 70 haneden ibaret olan köyün camisi ile, 48 hanesini ve okulunu eşyalarıyla beraber yerle bir etmişlerdir. Ayrıca köy halkından Bayraktaroğlu Ali, Hacı Hayri’nin Mehmet, Koca Ali’nin Süleyman ve Sarı Hasan’ın Abdullah’a ait çok sayıda hayvanı gasbetmişlerdir. Köy ahalisi daha önce tedbir aldığından ırz ve namuslarını korumuşlardır.
Hamidiye Köyü
Yunan askerleri, bu köyden 14 kişiyi çeşitli işkencelerle şehit etmiştir. Köyde bulunan çok sayıda hayvanı gasbetmişlerdir. Ambarlarda buldukları zahireyide almışlardır. Verdikleri zararın değeri 126200 lira civarındadır.
Zeyve (Dereboyu) Köyü
Köy heyetinin 10 Nisan 1921 tarihli tutanağına göre Yunanlıların burada işledikleri insanlık dışı fiilleri şöyledir;
1. Halkı 25 Mart 1921 günü köy camiine toplayarak şimdi hepinizi yakacağız, para çıkarınız tehdidiyle bütün halk soyulmuş, göze dokunur elbiseleri gasp edilmiştir.
2. Bütün evlere girilerek kıymetli eşyalar yağma edilmiştir. Bu arada camiinin kilimleri de alınmıştır. Derelere kaçırılan hayvanlar dahi toplanarak Söğüt’e nakledilmiştir.
3. Dağlara, ağaçlıklar arasına kaçan köylü kadınlarının bir kısmı basılarak ırz ve namuslarına tecavüzatta bulunulmuştur.
4. Köyün bütün hububatı yağma edilmiştir. Yiyecek hiçbir şey bırakmamışlardır. Gidecekleri gün taşıyamadıkları un, makarna, erişte
gibi yiyecekleri çamur ve kül içine atmışlar, içlerine pislik karıştırmak suretiyle yenmez hale getirmişlerdir.
5. Köyde keçi, koyun, öküz, tavuk, horoz vs. hiçbir hayvan bırakmamışlardır.
6. Köyde kalanlardan dayak yememiş işkence görmemiş kimse yoktur, Yetmişlik ihtiyar Kara Hasanoğlu Ahmet Ağa’nın sırtı kanlar içindedir. Kara Mehmet oğlu Mustafa’nın kafasında da ayrıca yara vardır.
7. Köyden İsmail, İbrahim Çolak oğlu İbrahim Çavuş ve Kara Ali oğlu Hasan’ı beraberlerinde götürmüşlerdir. Ne yaptıkları malum değildir.
Sönmez Köyü
Söğüt’ün işgalinden üç gün sonra yerli Rumların kılavuzluğunda köye gelen Yunan askerleri; 127 inek, 65 öküz, 18 beygir, 20 merkep, 90 koyun-keçi, hesapsız tavuk, yumurta toplamışlardır. Bu arada ambardaki zahireyi, caminin kilimleri, köyde bulunan arabaları gasbetmişlerdir. Köyde dayak yemeyen kalmamıştır. Kesmeye yatırdıkları Hacı Mehmet Ağa’dan 210, Hacı Hüseyin Ağa’dan 30 lira almışlardı r.
Kızılsaray Köyü
Düşman gelmeden önce köy boşaltılmıştır. Köyde kalan iki kadından birisi kolundan süngülenmiştir. Köyde buldukları hayvanları gasbetmişlerdir. Caminin kilimleri almışlar, Kur’an-ı Kerim’leri tuvalete atmışlar ve köyden üç kızın bikrini izale etmişlerdir.
İnhisar Köyü
Genelkurmay Başkanlığı Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Arşiv’ inde Yunanlılar Inhisar Köyü’nde yaptıkları vahşet ve zulümleri ile ilgili bir belgeye rastlayamadık. Ancak Inhisar halkından Hasan Uysal bu konuda şu bilgileri vermiştir.
Yunan askerleri köyümüzde çok zulüm yaptı. Köyün 95 evini ateşe verdiler. Biz kaçtık. Köyümüzün genç kızlarından ve kadınlarından pek çoğuna tecavüz ettiler. Yine köyümüzden onların bu çirkin fiiline karşı çıkmak isteyen 5 kişiyi öldürdüler. Ayrıca köyümüzün ileri gelenlerinden birinin kızını da beraberlerinde götürdüler.
Yunan’ın köyümüzdeki zulmüne Ermeniler yardımcı olmuştur. Tavuk gibi uysal yaşayan Ermeniler, Yunan gelince hepsi horoz oldular. Karıları kızları birer efe olup çıktılar. Aynı şekilde Rumlar da.
Yunan gelince Ermeni ve Rumlar, gavurluklarını gösterdiler. Bu civarda Ermeni ve Rumlar, Yunan askerlerine rehberlik yaptı. Kim zengin, kimin kızı var, kimin karısı güzel, Türkler ne yapıyor? Bu gibi bilgileri, Yunan askerine hep onlar ulaştırdılar.Onların yardımlarıyla köyümüzde soyulmadık ev kalmadı”
Yunan İşgalinde son söz olarak diyebiliriz ki;
Söğüt ve çevresi halkı Yunan işgalinin ağır faciasını yürekleri parçalanarak görmüştür. Bununla beraber, yedisinden-yetmişine kadın- erkek, zengin-fakir milli duygusu yüksek bütün yöre halkı Milli Mücadele’de yer almışlardır. Ayrıca, Söğüt’lüler vatanın kurtuluşu için hiçbir fedakarlıktan çekinmemişler, maddi-manevi bütün imkanlarını seferber etmişlerdir.













